ŞARKI DİNLERKEN GEÇMİŞE GİDENLERE
- Edebiyatçı Kız
- 1 gün önce
- 3 dakikada okunur
Gecenin bir yarısı, her yer sessizken hafif kısık bir sesle sevdiğiniz bir şarkıyı dinlediniz
mi hiç? O şarkı çalarken daldınız mı düşüncelere? Gelecekten, günlük hayat karmaşasından, en çok da geçmişten size kalanlara…
Dinlediğimiz her şarkının üzerimizde farklı bir etkisi var aslında. Dinlediğimiz saatten tutun; nerede, ne yaparken dinlediğimize kadar birçok faktör o şarkıların, müziğin ve sözlerin aklımızda farklı biçimlerde yer etmesini sağlıyor. Tahmin ediyorum ki bunu yaşayan tek kişi ben olamam: Ne zaman çok küçükken dinlediğim, belki de dinlerken dans ettiğim bir şarkı duysam duygulanırım ister istemez. Ne kadar hareketli olursa olsun müzik; 4 yaşında, gecenin bir yarısı hala uyumamışken televizyondan gelen o sesi bir daha duymak hala o zamana götürür beni. Belki de yaş aldıkça bu duyguyu kaybediyor insan, bunu henüz bilmiyorum. Şu anda hissettiğim yine aynı hisler, çünkü biliyorum ki o şarkıları dinleyen o küçük kız da hala burada. Şartlar değişiyor, günler geçiyor ama insanın içindekiler, o hisleri ve düşünceleri, gerçekten aynı kalıyor.
Başka bir örneğim de uzaktan eğitim aldığımız dönemdendir mesela: 2021 yılında Zoom üzerinden yaptığımız derslerden bahsediyorum. O dönem çok severdim Eurovision izlemeyi. Mayıs ayıydı, Eurovision’un olduğu gece uyuyamadım. Sabah katılmam gereken canlı dersler vardı, belki de bir iki saat uyuyabildikten sonra derslere katılmak için bilgisayarımı açtım. Zamanın gelmesini beklerken dinlediğim İngilizce şarkıların çevirisine bakıyordum -ki bu benim İngilizce öğrenmek için seçebileceğim yegâne yoldu- karşıma Fairytale çıktı, 2009 yılında Alexander Rybak’ın Eurovision’u kazandığı şarkı. İlk defa o zaman dinlemiştim onu. Çok uzun bir süre, belki her gün, art arda dinledim ama bir süre sonra hiç dinlememeye başladım. Daha birkaç ay önce aklıma geldi, tekrar dinledim ve ben bir anda, tekrardan canlı derslerinin başlamasını bekleyen o kızdım.
Demem o ki insan kendi kendine dinlediği bir şarkıyı duyduğunda, onu ilk ne zaman dinlemişse oralara dalıp gidiyor gerçekten. Benim için Indila’nın Derniere Danse’ından tutun küçükken de şimdi de dinlemeyi çok sevdiğim Can Bonomo’nun “Tastamam”ına pek çok şarkıda 10 yıl öncesine bile dönmek mümkün.
Bu yazımda bundan bahsetmek istedim, belki bunun sebebini merak eden başkaları da vardır diye. Müziğin geçmişte yaşadığımız olayları, yürüdüğümüz sokakları ya da konuştuğumuz insanları bize hiçbir şekilde beklemediğimiz zamanlarda hatırlatması aslında çok yaygın bir deneyim. Bu duruma music-evoked autobiographical memory, yani müzikle canlanan otobiyografik hafıza deniyor.
Araştırmaya göre müzik, hayatımızda kilometre taşları olarak nitelendirilebilecek olaylarda yer alarak birbirinden değerli ve hayatımızda yer edinmiş anılar ile yeniden bağlantı kurmamızda önemli bir rol oynuyor. Bu sebeple zihnimizi, duygularımızı ve hatta bedenimizi bile fazlasıyla etkiliyor. Müzik dikkatimizi çektiği anda, bu bizim yaşadıklarımızı detaylı ve müzik ile bağdaştırarak hatırlama olasılığımızı artırıyor. Bu da gelecek yıllarda anılarımızı daha net hatırlamamızı sağlıyor.
Bir grup katılımcıya müziğin yanı sıra duygusal hafızaları için ipucu niteliğinde olabilecek çeşitli kelimeler ve sesler dinletildiğinde varılan sonuca göre müzik, insanların zihninde daha fazla anı canlandırmıyor fakat diğerlerine kıyasla hatırlattığı anlar insanlar için daha olumlu oluyor. Dinletilen parça “üzgün” ya da “öfkeli” olarak nitelendirilse bile uyandırdıkları etkiler daha pozitif oluyor.
Görünüşe göre müzik, geçmişte yaşadığımız olumlu duygusal anlarla bizi yeniden bağlayabiliyor. Araştırmalar, bu şarkıların ya da klasik parçaların bir terapi yöntemi olarak dahi kullanılmasının faydalı olacağını gösteriyor. Müziğin Alzheimer ve diğer hafızayla ilişkili rahatsızlıkları olan bireylerin geçmişleriyle yeniden bağ kurmasında nasıl önemli bir araç olabildiğine dair bilimsel açıklamalar bulunuyor. Bu, hafıza kaybı yaşayan kişilerde yaşam kalitesini artırmak için umut vadeden, ilaç dışı bir yol işaret ediyor.
Elbette müziğin bu durumu, en başında daha önceden aşina olduğunuz şarkılar için geçerli. Bizi duygusal zekâ ve anıların hatırlanması açısından en çok etkileyen etkinlik olmasının sebebi, müziğe günlük hayatımızda daha çok yer verme ve tekrar tekrar onlara geri dönme ihtimalimize dayandırılıyor.
İstemsiz anılar, zihnimiz geçmişe dair düşüncelere dalmakta özgür olduğunda daha olası biçimde ortaya çıkıyor. Mesela işe gidip gelirken, seyahat ederken, ev işleri ile ilgilenirken, çalışırken ya dinlenirken müzik dinliyoruz. Genelde bu şekilde tamamladığımız gündelik hayat görevleri, başlı başına daha fazla istemsiz anıyla buluşmamızı sağlıyor.
Yani mesele yalnızca müziğin anıları hatırlatması değil; müzik dinlediğimiz anların, zihnimizin zaten geçmişe dalmaya daha yatkın olduğu zamanlara denk gelmesi. Müziğin çoğu zaman ayırt edici, duygusal ya da kimliğimizi şekillendiren yaşam olayları sırasında da bize eşlik etmesi ile bu tür anılar genellikle daha kolay hatırlanabiliyor. Müziğin bu etkisi bize anılar, duygular ve melodilerin birbiriyle ne kadar iç içe olduğunu gösteriyor. İşte tam da bu yüzden dinlediğimiz bir şarkıda hemen çocukluğumuza bile dönebiliyoruz, eski şarkılar hala çalıyor zihnimizin derinliklerinde.

Kaynakça:
Durham University (2023). Why does music bring back memories?
EurekAlert (2025). Nostalgic music and brain activation study.




Yorumlar