İNSANLARIN DÜNYASI
- Edebiyatçı Kız
- 4 Eki 2021
- 2 dakikada okunur
Savaşlar yüzünden birçok insan hayatını kaybediyor, birçok yerleşim alanı yakılıp yıkılıyor. Bu “daha çok sahip olma” isteğinden dolayı savaşı kazanan taraf biraz daha toprak parçası, biraz daha maden ya da biraz daha yakıt kazanıyor olabilir ama bu sadece maddi yönden değerli şeyler uğurunda pek çok insan hayatını kaybediyor. Eğer bu toprak parçaları, bu kadar maden ve yakıt insanlar içinse bunları kazanmaya çalışırken insanları kaybettiğimizde bunun bir önemi, değeri kalmış olabilir mi?
Aynı durum sadece ülkelerarası değil, insanlar arası ilişkiler için de geçerli. İnsanlar olarak hep kendimizde daha fazla olmasını, hem kendimizin kazanmasını o kadar istiyoruz ki bunu yaparken çevreye verdiğimiz zararın bazen farkında bile olmuyoruz. Mesela bir yerlerde açlıktan, susuzluktan insanlar hayatlarını kaybediyorken diğer insanlar hiç düşünmeden, elindekinin kıymetini bilmeden israf etmeye devam edebiliyor.
Oysa insan sosyal bir varlıktır, bütün insanlar birbirine muhtaçtır. Bu dünyada herkes din, dil ve ırk gibi yönleriyle farklı olabilir; ama herkes aynı haklara sahiptir. İnsanlar birbirinin farklılıklarına saygı duymalıdır, çünkü kimse kimseden daha üstün kabul edilemez. Bu yüzden insanlar barış içinde yaşamayı bilmeli ve birbirlerinin hak ve özgürlüklerini de göz önünde bulundurmalıdır. En önemlisi de yaşama hakkıdır. Hiçbir şekilde, her ne olursa olsun herhangi bir çıkar uğruna hiç kimsenin yaşama hakkı elinden alınamaz.
Ne demiş Yunus Emre: “Mal da yalan, mülk de yalan, var gel biraz da sen oyalan.” Yani mal da mülk de sadece geçici birer heves. Eninde sonunda geriye kalan sadece insanlar, ya da insanın kendisi oluyor. Yani, maddi şeyler için savaşmayı, kini, öfkeyi bırakıp birbirimizle iyi ilişkiler kurmaya, barış içinde yaşamaya bakmak herkes için en doğrusu.
Sonuç olarak insan hiçbir şey yapmadan, sadece maddiyat ile ilgilendiğinde ileride onu kimse hatırlayamayacaktır. Ama maddiyatı manevi şeyler için kullandığınızda; mesela bir okul, bir hastane, belki de küçücük bir çeşme yaptırdığınızda ve insanlar ondan yararlandığında; ya da ülkeniz için faydalı bir iş yaptığınızda insanlar sizi hatırlayacak ve adınızdan övgü ile bahsedecektir. Aşık Veysel’in sözünü hatırlayalım: Ben giderim, adım kalır; dostlar beni hatırlasın.”
Kısacası insanlar ömrünü boşu boşuna savaşlarla, kavgalarla geçireceğine mutluluk, huzur içinde, sevgi, saygı ve hoşgörünün olduğu, insanların birbirine yardım ettiği, paylaştığı bir dünyada geçirmelidir. Bunun için de bütün insanlar birbirine, birbirinin haklarına saygı duymalıdır; bir başkasının hakkını elinden almaya çalışmamalıdır.




Yorumlar